Oğlu Terörist olan Milletvekili Öcalan'a özgürlük istedi

TBMM'deki bütçe görüşmelerinde gerginlik sürüyor. Meclis'teki son yapılan toplantıya da HDP'li Remziye Tosun'un yaptığı konuşma damgasını vurdu. Terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonların durdurulması için kürsüden çağrıda bulunan Tosun başındaki beyaz tülbendi yere atarak "Tülbendimi, tüm savaş kararlarının verildiği buraya atıyorum" dedi. Tosun'un bu hareketi sonrasında Meclis'teki tansiyon da bir anda yükseldi.TBMM Genel Kurulunda başındaki beyaz tülbendi yere atması sonrası gerginlik yaşandı. HDP'li Tosun'un bu hareketi AK Parti sıralarından tepki aldı.
Milletvekilinin terörtis oğlu ve kendisiyle ilgili önceki haberlerimiz TIKLAYIN
HDP'li Remziye Tosun, TBMM Genel Kurulunda bütçe görüşmelerinde söz aldı. Tosun, Kürt sorunu olduğunu ve bu sorunun çözümsüz kaldığını iddia ederek, baskıların yapıldığını ifade etti. Tosun, konuşmasının ardından başındaki beyaz tülbendi yere attı.Terör örgütüne yönelik operasyonlara tepki gösteren HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, başındaki tülbendini yere atarak "Operasyonlar durdurulsun" dedi. Tosun'un sözlerinin devamında "Tülbendimi, tüm savaş kararlarının verildiği buraya atıyorum" sözleri AK Parti sıralarından tepki gördü.AK Parti Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Tosun'un bu sözlerine "Burada başındaki tülbendi, "Savaş kararlarının alındığı bu parlamentoya lanet olsun" diye atıyorsa, ona lanet olsun, lanet olsun" diye tepki gösterdi.
Konuşmaların Meclis kayıtları
REMZİYE TOSUN (Diyarbakır) - Savaş politikalarına karşı tüm direnenleri saygıyla selamlıyorum.
Baskı politikalarının tırmandığı, ancak buna karşı direnişin de yükseldiği bir süreci yaşıyoruz. Bir tarafta halkı sömüren, diğer tarafta yoklukla cebelleşen; bir yandan savaştan beslenen zulümkârlar, diğer yandan onurlu barışın yılmaz savunucuları. İşte bu ikilemle, neredeyse seçim çalışması gibi, bütçe görüşmelerini gerçekleştiriyoruz. Topluma vekâleten burada bulunurken toplumun onurlu barışı için mücadele etmek boynumuzun borcudur. Bundan dolayıdır ki "Savaşa değil, barışa bütçe." dedik, demeye devam edeceğiz.
Fakat toplumun emeği, alın teri yine savaş harcamalarına aktarılıyor; yirmi yıllık çatışmaların maliyeti trilyonlarca lira. Bu harcamalardan toplumun payına düşen; baskı, ölüm, şiddet, açlık.
(AK PARTİ milletvekillerinin Komisyon sıraları önünde toplanmaları)
BAŞKAN - Sayın milletvekillerimiz, sayın hatibimiz kürsüde, lütfen yerlerimize geçelim.
ORHAN SÜMER (Adana) - Sayın Başkanım, daha devam ediyor.
CAVİT ARI (Antalya) - Bu ne Başkanım ya, bu ne ya! Ayıp ya ayıp! Vallahi hiç yakışmıyor.
ORHAN SÜMER (Adana) - Sıraya sonra girsinler.
BAŞKAN - Sayın milletvekillerimiz, lütfen yerlerimize geçelim.
REMZİYE TOSUN (Devamla) - Savaş politikaları; cezaevlerinden sokağa, sokaktan sınır dışı operasyonlarına artıyor. Cezaevlerinde bir yılda tam 73 tutsak yaşamını yitirdi, 73 can, devletin gözü önünde katledildi. Hasta tutsaklar, ellerinde koz; siyasi tutsaklar ise rehin olarak tutuluyor.
BAŞKAN - Sayın vekillerimiz, daha buradayız, bir yere gitmiyoruz, lütfen.
REMZİYE TOSUN (Devamla) - Bu yolla, tüm muhaliflere gözdağı veriliyor; idare ve gözlem kurulları, Adli Tıp Kurumu ölüm kararları saçıyor. Cezaevlerinden her gün hak ihlalleri haberleri alıyoruz; bu ihlallere karşı hiçbir işlem yapılmıyor, hatta gardiyanlar "Buranın Allah'ı benim." diyor.Kapatma davası ve Kobani davası devam ederken gazetecilerden sağlıkçılara, meslek örgütlerinden kadınlara, tüm direnenlere boyun eğdirilmeye çalışıyor. Tüm bu uygulamalar, temelde İmralı tecrit sisteminden cesaret alıyor. Hukuki, ahlaki, insanlık onurunu altüst eden sistemin karadeliği, İmralı cezaevinde uygulanan her politika dalga dalga tüm topluma yayılıyor. Sayın Abdullah Öcalan'dan iki yıldır haber alınamıyor, Kürt sorununda çözümsüzlüğü dayatan iktidar kuzey doğu Suriye'de, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde askerî operasyonlara devam ediyor. Bu operasyonlarda kimyasal silah görüntüleri ortaya çıkıyor. Kimyasal silahın kullanımı araştırılmıyor, "Araştırılsın." diyenler tutuklanıyor. Kürt sorununda çözümsüzlükte ısrar etmek toplumu felakete sürüklüyor. Mücadele tarihinden süzülerek geldiğimiz aşamada yıllardır her baskı yöntemi uygulandı, uygulanmaya da devam ediyor. Çözümsüzlükte ısrar eden yöntemler ise direnişle karşılandı. 1990'lı yılların karanlığına karşı Cumartesi Annelerinin direnişi öncü oldu. Bugün, başta Barış Anneleri ve kadın mücadelesi olmak üzere tüm kesimler savaş politikalarına karşı direniyor. Hâlen ülkenin birçok yerinde barış ve adalet nöbetleri devam ediyor. Buradan hem toplumun vicdanı hem de öncüsü olan Cumartesi Anneleri ve Barış Annelerini saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
Şimdi, barışa hiç olmadığımız kadar ihtiyacımız var, en çok da kadınların ihtiyacı var çünkü çatışmalardan en çok yara alan kadınlardır. Öyleyse geleneklerimizde beyaz tülbendini yere atarak çatışmaları sonlandıran kadınların bugün de bu gücünü kullanması gerekir. Ben de çatışmaların son bulması için, tecrit sisteminin kaldırılması için, bu coğrafyaya onurlu bir barışın gelmesi için tülbendimi tüm savaş kararlarının verildiği buraya atıyorum.
EROL KAVUNCU (Çorum) - Tuu! Allah belanı versin! Allah belanı versin!
AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - "Tuu" ne demek ya? O da ne, o ne demek? Bu ne ya!
REMZİYE TOSUN (Devamla) - Operasyonlar durdurulsun, İmralı'daki tecrit kaldırılsın, onurlu barışın yolu açılsın. (HDP sıralarından alkışlar)
Henüz yorum yapılmamış
Yorum yapın
Şehitler








Gaziler








Çok Okunanlar




